08-03-2008, 04:57 PM
Sokaklar da yaşar
İnsanlar gibi..
Ağaçlar gibi...
Onlar nefes alırlar
Acı çekerler gülümserler
Hüzünlenirler korkarlar
Heyecanlanırlar gönül koyarlar
Özlem çekerler ve asla unutmazlar..
Parke taşlarına yağan yağmur taneleri
Gözyaşlarıdır belki.
Belki fırtınalı gecelerde
Çatılarda uğuldayan rüzgar korkularıdır.
Açılan her kapının gıcırtısıyla iniler
Bağrında oynayan çocukların çığlıklarıyla
Sevincini gösterir belki de.
İçinde yaşayan her evin
Her ailenin bütün öykülerini sokaklar bilir.
Gelenler olur sokağa
Yeni taşınanlar...
Ve başka sokaklara başka mekanlara göçenler...
Hepsini yazar defterine birbir sokaklar...
Nice yangın görmüştür
Nice alev nice tufan
Nice deprem nice kargaşa nice kavga..
Hep dayanır sokaklar.
Taş olur susar
Duvar olur yutar herşeyi..
Ve taşır onca pusu onca yarayı
Yıllar yüzyıllar boyu.
Düğünler görür kimi zaman..
Yeni gelinler yeni ocaklar
Yeni başlayan masallar..
Onları da taşır sokaklar
Bir kuşaktan bir kuşağa...
Her sokağın bir adı vardır.
Kimi namlı bir kabadayıdan alınmıştır
Kimi bir paşadan kimi bir olaydan..
Birinin adı "Letafeftir.
Birinin "Hüsnü Tabiat"...
Birine "Kamalı Behçet" derler..
Birine "Tomtom Kaptan"..
Biri "Aslanyuvası"dır biri "Çıksalın"...
Biri "Muhabbef"tir
Biri "Pürtelaş"
Biri bazen "Bahtiyar" olur
Biri "Nazlıhanım"..
Biri "Fesleğen" biri "Zambak"
Biri "Gül.."...
Her sokak adıyla yaşar yıllarca..
Gün gelip değiştirilse de
"Meserret" olan adı
"Demir Sokağa" dönüştürülse de
O hafızalarda hep Meserretir.
Hep geçmişin izleridir taşlarında varolan.
Sokakların hafızası vardır
Adam hafızasına benzer.
Onlar unutmaz.
Kimileri çıkmazdır.
Orda başlar orda biter.
Yıllarca düşler belki
Bir başka sokağa açılıp onunla kucaklaşmayı.
Düşler görür geceleri.
Bir caddeye bir bulvara açıldığım düşler..
Ama çıkmazların öyküleri ve esrarları kendinde kalır.
Kimseyle paylaşılmaz.
Belediye işçileri gelir bazen..
Bazen telefon idaresi çalışanları...
Ellerinde gürültülü aletlerle
Kalbini bulup çıkarırlar sokağın...
Taşlarını sökerler..
Adına asfalt dedikleri zift dedikleri
Sıcak kirli-kara birşey dökerler bedenine..
Alev alev yakarlar..
Acır sokakların kalbi...
Derin feryatlarla bağırırlar
"kurtarın" "sakının beni" diye..
Ama feryatları ama çığlıkları
Ejderha gürültülü aletlerin sesi arasında
Kaybolur gider..
Kaybolur gider
Onca hatıra onca iz
Onca çocukluk düşleri
Onca geçmiş onca rüya...
Bir yoğurtçunun çıngırak sesi
Kaybolur gider
Dökülen kirli kara ziftin altında..
Bir eskici çığlığı bir külhanbeyi narası
Bir çocuk kahkahası bir bebek ağlaması
Kaybolur gider...
Belki yitirilen sokaklarla birlikte
Kocaman bir geçmiştir.
Yıkılan her ahşap evin yerine kondurulan
Koca bir apartmanla giden insan sesidir.
Sokaklar yarım kalmış karşılıksız aşklara benzer.
Yabani bir sarmaşık gibi
Dolanarak gelirler penceremizin önüne.
Sonra birşey olur
Hafıza kaybolur ve sokak değiştirilir.
Belki farkında değilizdir
Kaybeden değiştirilen dönüştürülen
Kendimizdir aslında..
Aslında herşey
Arnavut kaldırımlı parke taşlı ahşap evli
Cıvıl cıvıl çocuklu "meserret sokağının"
"demir sokağa" çevrilmesiyle
Kaybedilmiştir belki de..
Yine de birgün yolunuz
Eski bir "hüsnütabiat" sokağından geçerse
Oturup kaldırımının kenarına
Uzun uzun düşünün..
Orada kaç kuşağın gizli kalmış tarihi var..
Kendi sokağınıza gelince.
Onu çok şevin..
Günün birinde gidecek olursanız
Onu da alıp götürün yüreğinizin içinde..
Her sokağın
Her taşın şahitlik edeceği birgün gelecek nasılsa..
Nasılsa
Zift katran ve asfaltın altından
Yamru-yumru bir memleket tarihi ortaya çıkacak
Birgün bütün encamıyla..
Ve sokaklar birgün herşeyi anlatacak...
----------------------
İnsanlar gibi..
Ağaçlar gibi...
Onlar nefes alırlar
Acı çekerler gülümserler
Hüzünlenirler korkarlar
Heyecanlanırlar gönül koyarlar
Özlem çekerler ve asla unutmazlar..
Parke taşlarına yağan yağmur taneleri
Gözyaşlarıdır belki.
Belki fırtınalı gecelerde
Çatılarda uğuldayan rüzgar korkularıdır.
Açılan her kapının gıcırtısıyla iniler
Bağrında oynayan çocukların çığlıklarıyla
Sevincini gösterir belki de.
İçinde yaşayan her evin
Her ailenin bütün öykülerini sokaklar bilir.
Gelenler olur sokağa
Yeni taşınanlar...
Ve başka sokaklara başka mekanlara göçenler...
Hepsini yazar defterine birbir sokaklar...
Nice yangın görmüştür
Nice alev nice tufan
Nice deprem nice kargaşa nice kavga..
Hep dayanır sokaklar.
Taş olur susar
Duvar olur yutar herşeyi..
Ve taşır onca pusu onca yarayı
Yıllar yüzyıllar boyu.
Düğünler görür kimi zaman..
Yeni gelinler yeni ocaklar
Yeni başlayan masallar..
Onları da taşır sokaklar
Bir kuşaktan bir kuşağa...
Her sokağın bir adı vardır.
Kimi namlı bir kabadayıdan alınmıştır
Kimi bir paşadan kimi bir olaydan..
Birinin adı "Letafeftir.
Birinin "Hüsnü Tabiat"...
Birine "Kamalı Behçet" derler..
Birine "Tomtom Kaptan"..
Biri "Aslanyuvası"dır biri "Çıksalın"...
Biri "Muhabbef"tir
Biri "Pürtelaş"
Biri bazen "Bahtiyar" olur
Biri "Nazlıhanım"..
Biri "Fesleğen" biri "Zambak"
Biri "Gül.."...
Her sokak adıyla yaşar yıllarca..
Gün gelip değiştirilse de
"Meserret" olan adı
"Demir Sokağa" dönüştürülse de
O hafızalarda hep Meserretir.
Hep geçmişin izleridir taşlarında varolan.
Sokakların hafızası vardır
Adam hafızasına benzer.
Onlar unutmaz.
Kimileri çıkmazdır.
Orda başlar orda biter.
Yıllarca düşler belki
Bir başka sokağa açılıp onunla kucaklaşmayı.
Düşler görür geceleri.
Bir caddeye bir bulvara açıldığım düşler..
Ama çıkmazların öyküleri ve esrarları kendinde kalır.
Kimseyle paylaşılmaz.
Belediye işçileri gelir bazen..
Bazen telefon idaresi çalışanları...
Ellerinde gürültülü aletlerle
Kalbini bulup çıkarırlar sokağın...
Taşlarını sökerler..
Adına asfalt dedikleri zift dedikleri
Sıcak kirli-kara birşey dökerler bedenine..
Alev alev yakarlar..
Acır sokakların kalbi...
Derin feryatlarla bağırırlar
"kurtarın" "sakının beni" diye..
Ama feryatları ama çığlıkları
Ejderha gürültülü aletlerin sesi arasında
Kaybolur gider..
Kaybolur gider
Onca hatıra onca iz
Onca çocukluk düşleri
Onca geçmiş onca rüya...
Bir yoğurtçunun çıngırak sesi
Kaybolur gider
Dökülen kirli kara ziftin altında..
Bir eskici çığlığı bir külhanbeyi narası
Bir çocuk kahkahası bir bebek ağlaması
Kaybolur gider...
Belki yitirilen sokaklarla birlikte
Kocaman bir geçmiştir.
Yıkılan her ahşap evin yerine kondurulan
Koca bir apartmanla giden insan sesidir.
Sokaklar yarım kalmış karşılıksız aşklara benzer.
Yabani bir sarmaşık gibi
Dolanarak gelirler penceremizin önüne.
Sonra birşey olur
Hafıza kaybolur ve sokak değiştirilir.
Belki farkında değilizdir
Kaybeden değiştirilen dönüştürülen
Kendimizdir aslında..
Aslında herşey
Arnavut kaldırımlı parke taşlı ahşap evli
Cıvıl cıvıl çocuklu "meserret sokağının"
"demir sokağa" çevrilmesiyle
Kaybedilmiştir belki de..
Yine de birgün yolunuz
Eski bir "hüsnütabiat" sokağından geçerse
Oturup kaldırımının kenarına
Uzun uzun düşünün..
Orada kaç kuşağın gizli kalmış tarihi var..
Kendi sokağınıza gelince.
Onu çok şevin..
Günün birinde gidecek olursanız
Onu da alıp götürün yüreğinizin içinde..
Her sokağın
Her taşın şahitlik edeceği birgün gelecek nasılsa..
Nasılsa
Zift katran ve asfaltın altından
Yamru-yumru bir memleket tarihi ortaya çıkacak
Birgün bütün encamıyla..
Ve sokaklar birgün herşeyi anlatacak...
----------------------