08-03-2008, 04:56 PM
Kapatmışım kapıları
Sonuna kadar yalnızlık
Perdenin arkasında kalmış sesleriniz
Hayatın üstüne kaim kalemle çekmişim iptal yazısını
Şimdi dünyanın tozu dumanı
Yok artık baldıran zehri sorgu sualin açışı
Benim için yok artık
Yalan dünyanın kahpe tuzakları
Ve faklar ve yağlı urganlar
Ve, ne de domuz kurşunları zalım duranların
Hayatın karşısına geçmiş
Bildiğim gibi oynamaktayım bildiğim halayı
Benimkisi bir avuç ateş elimde
Bir oyun oynamak ölümüne
Kapatmışım kapıları
Sonuna kadar yalnızlık
Hayatın üstüne
Kalın kalemle çekmişim iptal yazışım
Bu size son yalnızlığım
Son çayım, son sigaram, arkadaşlarım
Bahtsız günlerimizde bölüştüğümüz genç yanlarımız
Kalın kitaplarımız ve yarımyamalak bildiğimiz herşey
Biraz şiir, biraz da marşlarımız
Kapının arkasına asıp ya da koltuğun üstüne öylece atıp
Seyrine can koyduğumuz ıslak parkalarımız
Andlarımız, sonuna kadarlarımız
Ölümüne yürüyüşlerimiz üzerine herşeyin
Zorla, hatırlayacaksın
Bindokuzyüzyetmişdokuz
Hem haziran, hem biz
Bindokuzyüzyetmişdokuz
Her taraftan yokuz
Her tarafta aranıyoruz
Güllere de su
Leylaklara da hüzün düşüyor bir parça
Ve menekşe gözlerine sevip diyemeyeceğimiz nem
Kitaplarımız var,
Bu bizim
Yoksulluğa çelme takıp birlikte ip adadığımız günler
Unutma, gülmeyi unutmadığımız
Kor gibi düşürdüğümüz içimize umudu
Zorla, hatırlayacaksın
Bindokuzyüzyetmişdokuz, baldıran ayı
Yenildiğimizde bile, ne de yakışıyordu üstümüze
Sen bu sözlerimi bir mendile koy
Bir şafakta savur küllerimle birlikte karadenize
Beni anılarında yazma
Unut ki, değmesin hiçbir yerine yaşadığımız günlerin korku
Hiçbir şey kirlenmesin
Hiçbirseye hiçbir kimsenin eli değmesin
Kimse bir şey söylemesin
Biliyorum bir melek getirdi kanadının birinde bize o günleri
Zeytini ve ekmeği ve biraz da zehri
Biliyorum bu bizim gizli bahçemizdi
Ve o yağmurlar bizden başka hiç kimseye değmedi
Hiç kimseye değmedi bıçaklar ve silahları feleğin
-------------------------
Sonuna kadar yalnızlık
Perdenin arkasında kalmış sesleriniz
Hayatın üstüne kaim kalemle çekmişim iptal yazısını
Şimdi dünyanın tozu dumanı
Yok artık baldıran zehri sorgu sualin açışı
Benim için yok artık
Yalan dünyanın kahpe tuzakları
Ve faklar ve yağlı urganlar
Ve, ne de domuz kurşunları zalım duranların
Hayatın karşısına geçmiş
Bildiğim gibi oynamaktayım bildiğim halayı
Benimkisi bir avuç ateş elimde
Bir oyun oynamak ölümüne
Kapatmışım kapıları
Sonuna kadar yalnızlık
Hayatın üstüne
Kalın kalemle çekmişim iptal yazışım
Bu size son yalnızlığım
Son çayım, son sigaram, arkadaşlarım
Bahtsız günlerimizde bölüştüğümüz genç yanlarımız
Kalın kitaplarımız ve yarımyamalak bildiğimiz herşey
Biraz şiir, biraz da marşlarımız
Kapının arkasına asıp ya da koltuğun üstüne öylece atıp
Seyrine can koyduğumuz ıslak parkalarımız
Andlarımız, sonuna kadarlarımız
Ölümüne yürüyüşlerimiz üzerine herşeyin
Zorla, hatırlayacaksın
Bindokuzyüzyetmişdokuz
Hem haziran, hem biz
Bindokuzyüzyetmişdokuz
Her taraftan yokuz
Her tarafta aranıyoruz
Güllere de su
Leylaklara da hüzün düşüyor bir parça
Ve menekşe gözlerine sevip diyemeyeceğimiz nem
Kitaplarımız var,
Bu bizim
Yoksulluğa çelme takıp birlikte ip adadığımız günler
Unutma, gülmeyi unutmadığımız
Kor gibi düşürdüğümüz içimize umudu
Zorla, hatırlayacaksın
Bindokuzyüzyetmişdokuz, baldıran ayı
Yenildiğimizde bile, ne de yakışıyordu üstümüze
Sen bu sözlerimi bir mendile koy
Bir şafakta savur küllerimle birlikte karadenize
Beni anılarında yazma
Unut ki, değmesin hiçbir yerine yaşadığımız günlerin korku
Hiçbir şey kirlenmesin
Hiçbirseye hiçbir kimsenin eli değmesin
Kimse bir şey söylemesin
Biliyorum bir melek getirdi kanadının birinde bize o günleri
Zeytini ve ekmeği ve biraz da zehri
Biliyorum bu bizim gizli bahçemizdi
Ve o yağmurlar bizden başka hiç kimseye değmedi
Hiç kimseye değmedi bıçaklar ve silahları feleğin
-------------------------